5 Eylül 2016 Pazartesi

HEYKEL ŞEHİR, ÜSKÜP !

 MAKEDONYA- ÜSKÜP (Macedonia-Skopje)

Güzel ve sıkıntısız gezimi Tiran, Ohri, Tetova derken şimdi Makedonya'nın başkenti Üsküp ile devam ettiriyorum. Tetova otobüs terminalinde 120 dinar karşılığında aldığım otobüs bileti ile üsküp şehir merkezine varıyorum. Varınca yaptığım ilk şey İnterrail Turkey sayfasından tanışmış olduğum ve bana orada yardımcı olacak olan arkadaşımı arıyorum. Kendisi fon üniversitesinde okuyor bana da okulun yurdunda kalacak yer ayarladı ve kalacak yeri bu şekilde halletim bu yüzden hostel önerisi yapamayacağım. Arkadaşımı beklerken şehir ile ilgili aklımda oluşan tek bir şey vardı. ''Burası heykel müzesi falan mı??'' Yani cidden öyle! Şehrin her tarafını heykellerle süslemişler. Büyük ihtimal birileri bunlara heykel yapın modern gözükün demiş bunlarda onaylayıp her boşluğa heykel dikmişler. Hee benim gibi anadoludan başka yer görmemiş biri için heykeller farklı geliyordu o ayrı bir konu :) :) Birde üsküp için şunu söylemem gerek kendimi ilk defa burada yurt dışına çıkmış gibi hissettim. Arnavutluk ve diğer Makedonya şehirleri cidden küçük ve mütevazi yerlerdi ama burası heykellerle de olsa modernleşmiş ve avrupai tarza dönüşmüş bir başkent. Ayrıca buna sebep olan bir diğer neden ise ilk defa karşılaştığım iki katlı otobüsleri de burada görmem oldu hani şu ingiltere de olduğunu bildiğimiz kırmızı otobüsler var ya heh işte onlardan üsküpde de var. Eskiyenleri bu tarafa iteliyormuş İngiltere :) 
Burası Terminalin hemen yanındaki minibus durakları birçok yere buradan gideceksiniz. O yüzden aklınızda bulunsun :) 

Evet peki nereleri gezelim derseniz de maalesef benim şansızlığım burada tuttu ve pek gezemedim. Kalmış olduğum 2 akşamın yalnızca 1 günü gezebildim neden diye sorarsanız 6 ağustos 2016 daki üsküpdeki 20 kişinin öldüğü sel,  ben oradayken oldu :( evet ağustosun ortasında sel olmuştu ve ben oradaydım Matka kanyonundan çıkıp bir şeyler yiyelim derken bir restorantta yakalamıştı yağmur bizi ve üniversiteye geçemedik. Geçtiğimizde saat geç olmuş ve üstümüz ıslaktı bu yüzden  bir sonraki gün eşyalarımı kurutmakla geçirdim. Fakat yinede ilk gün gezmiş olduğum yerleri yazayım. 
BÜYÜK İSKENDER MEYDANI: Şehrin kalbi burada atıyor. Vardar Nehri üzerine kurulmuş şehrin tam göbeğinde vardar nehri manzarası ile güzel bir şehir turu atabilirsiniz. Etrafınızdaki heykeller ise turunuza bir nebze olsun farklılık katacaktır. 
Fotoğrafta güldüğüme bakmayın bu fotoğraf dan 30 dk sonra yağmur başladı, sel oldu ve neredeyse Üsküp gezim sona erdi :) 

MATKA KANYONU: Yaa o kadar da değil diyebilirsiniz ama Üsküp'e gelme sebebim benim bu kanyon. Yaklaşık 77 kelebek türünü içinde barındıran bu kanyonu büyük ihtimalle yazarak bitiremeyeceğim fakat birkaç fotoğraf ile belki bir nebze olsun anlatabilirim. 








Matka kanyonuna gidiş saatlerini burada görebilirsiniz fakat 15-20 dk rötar olabiliyor.

 Sabah terminalin önündeki büfeden 110 dinar karşılığında ayran ve böreklerimizi yedikten sonra terminalin hemen yanındaki otobüs durağından 35 dinar gidiş, 35 dinar dönüş biletimizi aldık. bileti otobüse binince şöförden alıyorsunuz gidiş biletinizi makinaya basıp yırtıyorsunuz dönüş için kullanacağınızı saklıyorsunuz. Hee isterseniz dönüşü almayabilirsiniz. 

     Sabah 11.00 sularında matka kanyonuna varmıştık kanyonun sağ tarafından upuzun bir yürüme yolu var kanyonun sonuna kadar gidebilirsiniz, biz baya yürüdük sonra dönüşte ki kafelerde büyük bir limonata içtik ve 180 dinar verdik. (evet biraz pahalı fakat orası turistlik ve Unesco tarafından korunan bir yer) 
  Dönüş biletlerimizi aldık demiştik saat 16.00 civarı otobüsün bizi bıraktığı yere geldik baya bir bekledikten sonra oradaki taksiciler otobüsün gelmeyeceğini söylediler tabi ki inanmadık ve saf gibi 1 saat orada bekledik herkes birer birer taksilere atlayıp gitti bizde oradaki 2 kişi ile ortaklaşa toplamda 4 kişi olarak 600 dinara taksi tuttuk ve merkeze geçtik. Bu arada dönüş bileti hala elimde isteyen varsa gönderebilirim 35 dinar vermenize gerek kalmaz :P 

MİLENYUM HAÇI:  Gidemeyip ukte olarak kalan bir zirve daha! Matkanın ertesi gün gitmeyi düşündüğüm ama selden dolayı gidemediğim şehrin her tarafından görünen devasa haç heykelinin bulunduğu Vodno Dağındaki haç sembolü.... 
Yanına gidemedim fakat şehrin her yerinden gözüküyor zaten :)

TAKI: Şehrin giriş noktası olarak söyleniyor. Şöylede bir bilgi vereyim.. Makedonya Gençlik Topluluğu, devletin kararlarına karşı olduğunu belli etmek için Takı 'ya her protestoda bir boya atıyormuş. Böyle giderse Takı, gökkuşağına dönecek :)

Evet Üsküp'de gezebilcek birçok yer bulabilirsiniz fakat ben cidden heykellerden ziyade, matka kanyonu ve haç için gelmiştim diğer gezeceğim yerler extra olacaktı, sel ise buna mani oldu fakat yine de üskübe gelip de yapmadan dönmeyin diyeceğim notlarıma bi göz atabilirsiniz :))
-Büyük iskender meydanında vardar nehri kenarında güzel bir şehir turu yapmadan,

-Taş köprü üzerinden geçmeden(Bu köprü 12 yarım ay şeklinde oluşan kemerden meydana gelir Fatih sultan mehmet köprüsü diyede bilinen osmanlı köprüsü halen sapasağlam ayakta durmaktadır.
-Takı üzerinde ki gençlerin attığı boyalara göz atmadan,
-Türk çarşının (eski çarşı) içinde kaybolmadan,
- Hemen eskiçarşının yanındaki üsküp kalesine çıkmadan
-Eski çarşının hemen ardında Osmanlı mimarisi Mustafa paşa camini görmeden üsküpten başka tarafa geçmeyin.
        Başta da, bir sonraki (Bosna, karadağ, kosova) gibi şeylerin çoğunu yerden görebildim ama ama yine de içimde seyehatimde üskübe tekrardan gelmek istiyorum, umarım bunu başarabilirim.
   Son olarak da Üsküpten 1435 dinara gece 00.00 otobüsüne bilet alımı ve yaklaşık 7 saatlik yolculuğun ardından Belgrad'a doğru yola çıktım. Sırbistan notlarımda görüşmek üzere ...



4 Eylül 2016 Pazar

MAKEDONYA'DA BİR TÜRK YURDU, TETOVA !

MAKEDONYA - TETOVA(KALKANDELEN)

Burayı anlatmaya başlamadan yolum nasıl buraya düştü onu anlatmak istiyorum Çünkü yola çıkarken Tetova diye bir yer hiç duymamıştım bile! Arnavutluk'tan otobüs ile Ohri'ye geçerken tüm yolculuk boyunca konuşmadığımız yanımdaki hanım ile suskunluğu o bozmuştu. Makedonya sınırına gelince pasaportumu çıkartmamla aaa sen türk müsün sorusu ile karşılaştım. Tüm yolculuk boyunca anlamadığım kelimeler duymaktan sıkılan ben, bu soru karşısında yüzümde tatlı bir gülümseme oluşturdum. 3 kız kardeş arnavutluğa gezmeye gelmişler anneleri türkmüş ve evde bazen türkçe konuştukları oluyormuş, az olan türkçesiyle baya bir muhabbet ettik. Kardeşlerinden daha çok biliyordu yanımdaki hanım, Struga'da inene kadar güzel bir muhabbet ettik ve beni ohriden üskübe geçmeden önce tetova'ya davet ettiler. Eee yol, insanın karşısına neler çıkartır bilinmez kabul ettim tabiki. Bu arada Makedonya'ya girerken pasaportuma makedon damgası basılmadı. Yunanistana girişte sıkıntı oluyor diye bazen basmıyorlarmış o da bana denk geldi güzel de oldu. Makedonyadaydım fakat makedon giriş damgam yoktu. Bazen kendimi kaçakmış gibi hissetmiyor değildim :) 
Ohri'den 12.30 otobüsüne binip 350 dinara ohriden tetovaya gittim yaklaşık 2.5 saat sürdü yolculuk. ve tetovaya geldiğim de beni otogarda bekleyen dostlarım ile buluştuk. Tetova küçük bir yer pek gezilecek yeri yok ama ben çok beğendim küçük ve tatlı bir kasaba hem tam üsküp yolu üzerinde üskübe giderken günü birlik bir gezi yapılabilir. Neyse uzatma da artık nereler gezilebilir yaz artık diyenler için geliyor. 
ALACA CAMİİ (PAŞA CAMİ) - 1495 yılında yapılan ve ilerleyen yıllarda üzerindeki motifleri Hurşide ve Mensure Hanım tarafından çizilmiş olan camii. Ayrıca bu iki merhumenin türbeleride caminin içersinde yatmaktadır. Benim şuana kadar gördüğüm en farklı motiflere sahip olan bu camii bende ''iyi ki buraya gelmişim'' dedirtti. içi ve dışı gerçekten çok güzel düzenlemiş ve her yıl da yenilenmeye devam ediyormuş. 




HARABATİ BABA TAKKESİ: 1538 yılında yapılan Osmanlı tekkesi. Girişinde gerçekten güzel bir kapı karşılıyor sizi güzel bir bahçe içerinde bir çok yapı var ve en arkasında bir derviş güzel türkçesiyle sizi karşılıyor gerçekten biraz muhabbet etmek içinizi rahatlatıyor.



Başta da söylediğim gibi küçük bir kasaba burası fakat günü birlik ve yol üzeri olursa gelinebilir. Ben şans eseri buralı tatlı bir aileyle tanıştım onların davetlisi olarak geldim yaklaşık 3-4 saat gezdikten sonra üskübe doğru yola çıktım. Bir sonra ki rotam Üsküp'te sizlerle beraber olmak dileğiyle... 



3 Eylül 2016 Cumartesi

OHRİ, DÜNYADA BİR CENNET

MAKEDONYA - OHRİD (Macedonia-Ohrid)

Yazın çıkmış olduğum Balkanlar seyahatim de yeni durağımız Ohri ! Tirandan 10 euro karşılığında ve yaklaşık 2.5 saat süren tıngır tıngır bir yolculuk sonrası struga'ya varıyorum. Şöyle birşey ilave edeyim pasaportuma makedon damgası basılmadı hatta kontrol bile olmadı(yunanistan da sıkıntı çıkmasın diye) makedonya ya otobüsle girişim çok rahattı.B
enim otobüs Ohrinin içine girmedi Struga ya kadar geldi oradan üskübe doğru devam etti bu yüzden size de böyle bir şey denk gelirse Strugada indiğiniz yerde taksi çağırın yaklaşık 4 euroya ohri merkeze kadar götürüyor. Fiyatı yüksekten açabilirler fakat benim genç, yalnız ve türk olduğumu duyunca 10 eurodan 4 euro kadar indi :) Bu arada balkanlarda benim izlenimim bizi gerçekten çok seviyorlar konuştuğum bir çok insan hemen bildiği türkçe kelimeleri söylemeye çalışıyor falan gerçekten çok tatlılardı. Ohriye geldikten sonra internetten tanıştığım Ömer hocam ile buluştum hoca diyorum çünkü gerçekten kendisi Hacı Durgut camii imamı :) Onunla buluştuktan sonra beni kalacağım hostele götürdü. Bu arada bookingden ayarladığım Agartha hostel'de kaldım günlüğü 8 euro idi. ve çok tatlı bir anne-oğul işletiyor, sabah kahvaltıları hosteldendi ve hostelde her şey vardı fakat en alt katta kalanlar için kilitli dolap bulamadık bu belki sıkıntı olabilir ama gelen herkes gezgin olduğu için hiç bir sıkıntı çıkmadı. 
  Ohri için pek bilgim olmasa da bana orada couchluk yapan abim Ömer, beni tüm gezilebilcek yerleri gezdirdi. Bunlar hakkında kısa bilgi vermeye çalışacağım.
Öncelikle göle girmeyi düşünmüyordum fakat gölün temizliğini görünce dayanamayacağımı anlayarak oradaki waikikiden bir şapka aldım (150 denar) bu arada makedonya para birimi 1 TL = 15 Makedon dinarı olarak hesaplayabilirsiniz. 
Ohrid'de şöyle bir rivayet dolaşır, tüm yıl orada geçirseniz ve her gün 1 kilise gezseniz tüm kiliseleri bitirmeniz tam 1 yılınızı alır yani bu da Ohri'de yaklaşık 365 kilise olduğuna işarettir. Bir diğer Rivayet ise Cennetten yeryüzüne düşen bi damlanın ohriye düştüğü ve bu damlanın zamanla göle dönüştüğü söylenir. Bunlara inanır mısınız bilmem ama o gölü gördükten sonra insanın inanası geliyor. şehirde bisiklet kiralayarak gölün çevresini dolaşmanızı tavsiye ederim göl gerçekten insanı kendine çekiyor. 
Gezilebilcek birçok kilise var yol üzerinde gittiğiniz gördüğünüz hepsine uğrayabilirsiniz fakat ben bundan ziyade sadece kesinlikle gitmeniz gereken yerleri yazacağım, diğer yerleri kendiniz keşfetmeniz daha zevkli olacaktır. 
SAMOİL KALESİ : high castle, büyük kale, ohri kalesi gibi birçok ismi var kale deyince herkes gösterir, şehri ve gölü harika bir manzara ile seyretme imkanı bulabileceğiniz nadir bir kale çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Girişte turistlerden 50 dinar gibi bir para alıyorlar. Benim gibi yanınızda Makedon biri ile girerseniz 20 dinara girebilirsiniz.



Kaleye çıkarsanız sizi böyle bir manzara karşılıyor :) 
MERYEM ANA KİLİSESİ: Meryem Ana'ya itafen yapılan ve kadınlığı simgeleyici olarak yapılan kilise gerçekten harika bir mimarisi var gittiğimizde ziyarete kapalıydı fakat dışarısı kadar içerisinin de büyüleyici olacağını tahmin ediyorum. Ayrıca hemen yanında Elvada Rumeli dizizinde belediye olarak kullanılan binayıda görme imkanına sahip oluyorsunuz :) 









Buradan çıktıktan sonra sola doğru devam ederseniz Ohrinin Amfi Tiyatrosunu göreceksiniz amfi tiyatrodan sonra sağa doğru ilerlerseniz kaleye çıkabilirsiniz. Kaledeki geziniz bittikten sonra aşağı sahile doğru inerken sırası ile Crishtian Bazilikası, Sinan çelebi Türbesi, Plaosnik ve Saint Pantelejnon'u  göreceksiniz. Ben gittiğimde plaosnik'de tadilat vardı ve baya toz yutmuştum. Şehir merkezi için bir çok gezilecek yer bulabilirsiniz.Ohrinin çok şirin ve tatlı bir tatil köyü havası var, kokusunu içinize çeke çeke sahil kenarında yürüyebilirsiniz.
Ekstra olarak ben gidemedim fakat eğer vaktiniz bolsa Gölün, Arnavutluk sınırına yakın yerinde Sveti Naum var orayıda gezmenizi öneririm ayrıca gölün beslendiği ve suyun çıktığı yeri de orada gözlemleme imkanı bulabilirsiniz.
Son olarak da Ohri'ye gelmişken yapmadan dönme diyeceğim şeyler var...
-Kaleye çıkmadan,
-O güzelim gölde yüzmeden,
-Bisiklet kiralayıp göl kenarında gezmeden(bisiklet yolu yapmışlar yaklaşık lagadine kadar sürebilirsiniz),
-Trileçe yemeden,
-Dondurmalı Bozasını yemeden,
-Eğer vaktiniz varsa Hacı Durgut camii'ne uğramadan,
-Bir İnegöllü olarak Oranın İnegöl köftesine benzer yerel köftelerinden yemeden,
-Vaktiniz hala çoksa Halveti Hayati Tekkesine uğramadan asla ama asla Ohri'den dönmeyin !!!









Tek başıma çıkmış olduğum bu gezi de, bir sonraki rotam Makedonya - Tetova'da görüşmek üzere... Tetova seyahatime buradan ulaşabilirsiniz. 


2 Eylül 2016 Cuma

TİRAN'DA NE YAPILIR?

      ARNAVUTLUK - TİRAN (Albania-Tirana)

İlk yurt dışı deneyimim olan Balkanlar seyahatimin ilk durağı Arnavutluğun başkenti Tiran'dı. Niye buraya seçtin diye sorarsanız tek bir açıklaması var o da; en uygun biletin buraya olması :) Balkanlara çıkacak arkadaşlar için gerçekten çok güzel bir başlangıç olabilir Tiran. Çünkü Burası Dünya'da ki ilk Ateizm ile yönetilen ülkenin başkenti ve bu  yüzden kominizmin etkilerini çok rahatlıkla görebilirsiniz. Para birimi Leki olan Arnavutluk'da, 1 tl yaklaşık 35 leke denk geliyor ve lüks bir cafede bir tost fiyatı 36 lek düşünün ülkenin durumunu. Balkanların genelinde (Karadağ Hariç) bizim paramız değerli ve bu yüzden gerçekten oraya gittiğinizde kendinizi zengin gibi hisssediyorsunuz.
  Güzel bir uçuşun ardından Arnavutluğa giriş yapmak için pasaport kontrolüne girdik. Görevliye pasaportu uzatıp ne kadar kalacaksın sorusuna cevap verince ülkeye giriş damgam basıldı yaklaşık 2 dk. sürdü ki bu benim ilk damgam olacaktı. (bazı arkadaşlara görevliler sıkıntı çıkartmışlar o yüzden söylüyorum). Havalimanından çıkınca hemen sol tarafınızda Rinas Bus'ın otobüsleri var 1 saatte bir otobüsleri kalkıyor ve 250 Leke sizi meşhur İskender Bey meydanına kadar bırakıyor. Yol boyunca fakir bir ülkeyi gözlemliyorsunuz küçük evler ve harabe dükkanları olan... Şehir merkezine geldiğinizde o fotoğraflara baktığınız yapıları, binaları, heykelleri görünce istemsiz bir gülümseme oluyor başardım diyordunuz yaptım, tek başına yurtdışına çıktım hemde 19 yaşında :)  İskender bey meydanını biraz gezdikten sonra, evinde konaklayacağım ve Couchsurfing aracılığı ile bulduğum abiyi arıyorum. İşten çıkıp yanıma geleceğimi söylüyor onu beklemek için iskender bey meydanındaki, atın kuyruk tarafında ki caddeden ilerleyerek Rinia Parkın oraya varıyorum hemen parkın içinde Taiwan kompleksi var oraya gidip bir birşeyler içebilirsiniz fakat ben hemen arkasında ki La Voglia Bar&Restouranta girdim 1 tost ve 1 limonata için verdiğim para 450 Lek'ti. Tostumu bitirdikten sonra Konaklayacağım abi arabasıyla gelip beni aldı ve kalacağım eve geçtik. 
Taiwan komplex 
Sabah erkenden kalkıp abi işe giderken beni de merkeze bıraktı ve gün içersinde yaklaşık 9-10 saat gezdikten sonra Ohriye doğru yola çıktım. Meydanda ki at heykelinin baktığı yöne doğru giderseniz orası tren istasyonu denen bir caddeye çıkıyor o caddeye doğru giderken sol tarafınızda ki bir çok acentadan ohriye gidiş bileti alabilirsiniz benim otobüsüm 18.00 da acentanın önünden kalktı ve 10 euro para verdim. Mekedonya yazılarına geçmeden şöyle şuraya Tiranda gezip gördüğüm yerleri koyuveriyorum :) 

İSKENDERBEY MEYDANI : Evet Tiran küçük bir başkent ve bu meydanda opera binası, müze, Ethem Bey Cami, Saat kulesi, Kaplan paşa türbesi gibi yapıların hepsini ziyaret edebilirsiniz. Mutlaka saat kulesine çıkıp şehri yukarıdan görmenizi tavsiye ederim.
RINIA PARKI : Şehrin tam ortasında ağaçların gölgesi eşliğinde insanları izleyebileceğiniz güzel bir park.  Arnavutluk da bir çok yeşillik bulunuyor Bursalı biri olarak bu benim gerçekten hoşuma gitti. 
BLOK BÖLGESİ: Komunist dönemde 1911'e kadar halka kapalı şekilde,  şehirdeki zenginlerin yaşadığı bölge olarak geçiyormuş. Şimdilerde ise en lüks restorantların gece hayatının aktığı yer bu bölge de gerçekleşiyor. Her kafeyi öneremem fakat bir italyan restoranı olan Pagus Steakhouse da Ribeye yemenizi şiddetle tavsiye ederim. 

Rib eye + kola 650 lek (20 TL şaka gibi)

TİRAN PİRAMİTİ : Enver hocanın kızı ve damadı tarafından tasarlanan ve Enver hoca anıtına yapıldığı söylenen yapı fakat sadece söylentiden ibaret olduğunu düşündüm çünkü duvar yığını olarak kalmış, duvarlarda gençlerin grafitilerini, duvara çıkan çocukları görünce anıta benzer bi hali pek kalmadığını düşünüyorsunuz. 
BARIŞ ÇANI: 1990 yılında ki çatışmalardan sonra kalan mermi kovanlarının artıkları ile yapılmış olan çan, gençler tarafından piramitin hemen yanına koyulmuş. Hikayesini okurken ilginç duygu triplerine girebilirsiniz. 
SKYTOWER:  Dikkatinizi ilk çekecek, Blok bölgesindeki uzun bina üzerinde 360 derece dönen bir restorant var şehri yukarıdan izlemek isteyenlere süper fırsat :) 
DAJTİ DAĞI: Ben vakit yokluğundan gidemedim fakat yine şehri yukarıdan izlemek isteyenler için teleferik yardımı ile yukarı çıkıp şehrin manzarasını izlemek isterseniz size bulunmaz bir fırsat sunabilir. 
BÜYÜK TİRAN PARKI: 1 gece 2 gün kaldığım Tiranda beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu, çünkü burayı daha önce araştırıp görmemiştim, konakladığım abinin vaktin varsa bi uğra dediği fakat benim favori parkım olduğunu söylemek isterim. Nene Teresa Bölgesinin hemen arkasında yer alan,  büyük park içersinde büyük de bir göl bulunduruyor. yorgun günün sonunu burada geçirebilirsiniz. İçinde cafe ve restorantlarda var karnınız açıkırsa diye söylüyorum :) Fakat ben şöyle bir şey önereceğim. La Voglia Cafenin hemen arkasında bir market bulunuyor oradan yiyecek ve içeceklerinizi çoook ucuza alıp gidip parkta bir köşede oturup yiyebilirsiniz :) 


Türklüğümüzü hiçbir yerde kaybetmeyiz :) 














Sorunuz var ise cevaplamaktan memnuniyet duyarım.
Bir sonra ki durağım Makedonya - Ohri'yi okumak için şuraya tıklayabilirsiniz.